Kendimi kendime bırakmak okadar tehlikeliydi ki ben de kendimi eli yüzü düzgün olan bir baskasına bıraktım

Çünkü kadınlar korkarlar…güzel şeylerden daha da korkarlar..

sonuçta bu hayat akıp da gidebilirdi. Bir anda bir patlamayla gökten yere boşalır giderdi…ama öyle değil. İçimizden geçiyor hayat ve bu zaman alıyor, acılar alıyor, sevinçler alıyor geçerken.

Cennetinden kovulmus dünyaya düşmüş Adem…
Çamurdan olmuş Adem..
Sen hala neyin hayalindesin ?
Neyin beklentisindesin ?
Senin hala isteklerin mi var Adem ?
Bu ne şımarıklık Adem.

Serefsiz, haysiyetsiz, vefasız vb..filan değilsiniz sadece değer verdiğiniz kişilere farkında olmadan özünüze müdahale etme hakkı verdiniz. Onlara, size ne yapmanız gerektiğini söyliyebilme şansı verdınız çünkü sevgi bunu gerektiriyordu ozamanlar ama yine de özünüz ağır bastı baskalarının istediği gibi olamadınız sadece …ve simdi artık hepsi geçti…hepsi bu

Dada

refleksif didinişimi bırakalı baya bir süre geçmişti. Neredeyse ben bile artık kendimin tembel ve korkak biri olduğunu düşünmeye başlamıştım. Yani bu düşünce beni tekrar didinmeye sokuyordu…aynı döngüye tekrar ama bu sefer bile bile giriyordum.
Hayatta bazen aynı döngülere bile bile girersiniz.

Soruyor durmadan soru soruyor. Kendini sorgular sorular soruyordu bana. Yanıtlarımı anlamayışı hala anlamadığı birşeyler olduguna ikna ediyor ve kendinden hem de hiç savaşmadan kurtulabileceğine inadırıyor onu bir an. An’a inanıyor.
Yani ortada pek de kişisel bir şey yoktu.

Siyah ile beyaz, soğuk ile sıcak, iyi ile kötü arasındaki farkı ben kaybettim. Böyle şeyler gitgide insanda çekinip sakınılacak şeyler bırakmadığı gibi, kapılıp gitmelere de fırsat vermiyor.
Hiçbirşeyin ismi “bir tecrube” nin ötesine geçmiyor….ben sadece tecrubeler yaşıyorum..tecrubeler

Dişilik kaygısızca ve sınırsızca ifade olurken bir de bu yetmiyormus gibi mazoşik bir sıfatla taçlandırılıyordu o maruz kalındığı yaratık tarafından “orospu” olarak…

Bu hali daha da baştan cıkarırcasına